‘Dondante’ Kategorisi için Arşiv

masumiyetin berrak göklerine merhaba !

Yayınlandı: Mayıs 21, 2008 / Dondante

__ daha önce karşılaşmamamış ancak birbirimizi çok iyi tanıyan mışlıklarımız içinden bir yerlerden duyduğum bir ses mi sadece şu acılar yoksa ?

* siz benim hiç bilemediğim yaşantıların birinde bir prens olabilir misiniz acaba ?

 __ hangi yönden eser bahar da siz periler seversiniz bu diyarları, karnavalın en güzelinden mahrumiyetim sonuçlanır umarım böylece de renklerim ışıldar en uzak denizlere..

 * hep ötüşürler martılar kulaklarıma böyle birilerinin varlığını da bilmez ellerim serinliğini, doğruymuş güzelliğin bir sis gibi titrek sabahlarda sarıvereceği dünyayı demek..

__ iltifatlarınız için ben teşekkür etmeliyim varoluşun adına küçük bayan, masumiyetin berrak göklerine merhaba!

 * ah bayım, sanırım adınız bay Dondante, göründüğüm kadar genç değildir huzurlarım, dökmüşümdür çoğu yaprağımı daha şimdiden..

__ ölümün kendisinden geriye bu kadarın kalması mucizedir kısa yaşantımdan anladığım kadarı ile..

* sınırı biraz aşıp da sorabilir miyim muhabbetiniz bana mı yoksa ölüme mi diye ?

__ anlıyorum barışık değilsiniz kendisiyle ancak böylesi mümkün böyle soğukların karanlığında ışık biraz olsun ısıtabilen, böyle bir çaba ise aşık olunası korkarım bu tuhaf durumun atmosferinde, kabul ediyorum kimi karşılaşmalar tuhaftır..

* ne yazık benim yalnızlığımın tarifsizliğinde görmek gözlerinizi de çaresizliğin en beterinden muzdarip olmak..

__ ah bir de bana sorsanız kehribar kırlarda kıpkırmızı geceler efendim kan kırmızı..

         ,,,,,,,,,,,,,şeklinde söyleşirler….. …. … .. .

kimi karşılaşmalar bir tuhaftır

Yayınlandı: Mayıs 14, 2008 / Dondante

bazı sabahlar en eski aşk hikayelerinin yazılı olduğu akdenize uyanılır şöyle bir de uzanılır sabahına balkonda hoş bir serinlik sarsın da tazelisin diye.. akla insanın yolculuğu, bitap düşmüşlüğü üşüşür de özlem duyulur kimbilir belki de dörtbin yıl öncesine, pansiyonun en alt katında bir velet aklına kaydetmektedir alınması gerekenleri bir yandan aklı yeni uyanmış kontes ile oynaşmakta, kasabada belki de bazı dükkanlar açılmıştır,  bekleyişi daha da güzel kılan ise etrafı kaplayan envai çeşit çiçek kokusudur..

bay Dondante yolculuğunun son onbeş kilometrelik bölümünde doğa ile başbaşa kalmayı seçmiş de yürümektedir.. her ne kadar tamamen karaçamlardan oluşan ormanlardan pek hazzetmiyor olsa da kendini bir kalıp mutluğun kollarına esir bırakıvermiştir şimdilik, yollara bırakalı kendini aklı daha da fazla kuşlardadır, birazdan çantasından çıkarıp da yiyeceği ekmek arası kaşar en cennet meyvasıdır, keyfinin yerinde olduğu söylenebilir..

berrak suların derinlerinde anlaşılması güç kimi fısıltı sohbetler gezinmektedir, yosunlar tüm yılın en şevkatli temaslarında bulunmaktadırlar birbirleri ile, birazdan ışıkdan koridorlar açılacaktır gökyüzüne, birkaç balıkçıl gölgesi dalgalandıracaktır bembeyaz çarşafları az sonra…

sahana çarpan ilk yumurtanın çıtırtısı huzursuz edecektir uykunun kollarındaki tekiri, bahçe kapısını ağlayarak açan ilk yaşlı kadın görünecektir tenhalarda, yavaş yavaş ısınan gecenin rehavetinin kokusu düşecektir bol gölgeli bomboş parka, ilk araba sesi olacaktır kaçıran anlam görüngülerinin huzurunu…

 __ hiç varamamak gibisine gidişlerimle varacağım yalnızlığımla ne edicem işte onu hiç hesaplamadım henüz, unutuşlarımın göklerinde pıtırcıklar çıkacak kırmızı belki de, korkularım, endişelerim, tek yoldaşım kalacaklar geriye…

herşeyin yolunda olduğu yanılgısı ile gülümsemekte olan postacı görür bay Dondante’nin kasabalarına teşrifini ilk, kehribar günler batacaktır bundan böyle bu şirin beldede, pastalar unutulmuş kalacaklardır yorgun masalarda, kışları bile şenlenecektir buraların göçmen kuşların ziyareti ile…

  işte efendim üç yıl önce ölmüş küçük kız ile pek sevgili bay Dondante’nin dağları kedere düşüren karşılaşmaları böyle bir günde olur…

çığlıkların uykularımı bölüyor

Yayınlandı: Mayıs 12, 2008 / Dondante

sevgili bay Dondante yağmurlu bir ilk bahar gecesi kır sefasındadır. yağmur ile çimenlerin düetini dinlemektedir;

          ellerim ceplerimde şu an, öyle olmalılar, en son orada bırakmıştım onları, bu ezgilerin dokunduğu gizlerim var midemin altında biryerlerde, ama aramızda kalsın, serçelerin kimsesizlikleri nasıl yatışır acaba, biliyorlar ama burada olduğumu şu an, parmak uçlarımdaki serinlikler avutur mu hüznünü şu selvilerin;;

gibilerinden duygulanımların sarmalında zamanın o biricikliklerinde gezinmekteyken bir solucan çıkar yerin en derinlerinden ve yaklaşır da fısıldar sağ kulağına sakince;

        bana söyleyebilirsin nedenini, ben ölümden zarif bir parçayım, incitemem senin gibisini, dinlemek isterim nefesinin çırpıntılarını__

der ve der ve der ve der ve

       en karanlıklarda bilebilir ancak kişi kendine dair kimsenin vakıf olmadıklarını, ve ancak tekinsiz yüzleşmelerle masumiyetini tanıyabilir yeniden, işte bu yüzden benim sessizliğim, söyleyebileceklerimden çok uzaklarda kaldığı için isteğim bir başına, yüce ormanların bilinmezlerinde;;

        çığlıkların uykumu bölüyor pek sevgili bay Dondante, uykusuzluğumla huzursuz, huzursuzluğumla çaresizim__

şşşşşşşşşşşşş bir yıldız kaymakta;

        keşke birazdan doğacak olan güneş bambaşka bir gün getirse beraberinde, benzerleri hiç var olmamış çocuklar hiç duyulmamış ninnilerle elele tutuşsalar, ayakları en hafif, yüzleri en aydınlık, tebessümleri en sıcak, avuçları en beyaz, aksalar da tüm dünyaya aklansa sahte temaslarımız, sakince ama, sakince;;

        bir dilekden daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu düşünmüyor musun şu durumda__

        durum diye birşey yoktur, her an biriciktir, iki yoktur, bir ise şüpheli, ne yapıp edip renkleri ele geçirmeli;;

       anlıyorum, tanım kaçışıveriyor dudaklardan diyorsunuz__

       hayat tüm varoluşun biraraya gelip de biriktirdiği narin danteller örgüsü bir hediyedir diyorum ben daha çok, doğasından neredeyse tamamen kopmuş insanoğlu ise onu bir ceza gibi algılamakta ve düştüğü en bitimsiz çukurlarda farkına varılmaktadır tüm tabiat tarafından, ve griler sarmaktadır ortalığı, oysa yeşiller, oysa kehribarlar;;

      çığlıklarınız en derin matemim bay Dondante, sevgili bay Dondante__

      sanılanın aksine kaybetmeye mahkum olan taraf ölümdür hayat karşısında, çünkü hayat yoksa ölüm de yoktur, her ne kadar en önemli belirleyen olsa da ölüm yaşam karşısında, yaşam sonsuz sayıda biricikten oluşur, zengindir kıpırtısıyla, ölüm ise tektir, sessiz, kokusuz, renksiz;;

şövalye doğan gün ile birlikte doğrulur gökkuşağının dibinde, gülümsemektedir yine hiçbir donanımı olmamasına rağmen hiçlik ile savaşmak için, cesaret şarkıları söylmektedir serçeler sabahı ısıtıveren, bu sona ermeyecek mücadelede aslında yalnız değildir ve bir şekilde bunun farkındadır…

dadır dadır dırrrrrr

şşşşşşşşşş çığlıkların uykularımı bölüyor…

 

bay Dondante iç çekiyor

Yayınlandı: Nisan 13, 2007 / Dondante

hergünün kaderinde yazılı o uğursuz saatlerde bindiği monolog marka bir araba

ah bay Dondante biriktirilir mi bu kadar yalnızlık

harcayıver gitsin karşına çıkan ilk panayırda

meyhanelerde harca köhne tenhalarda

derken kapı açılıyor ve bay Dondante dahil oluyor sahneye

mutsuz bir evlilik sahnesine

erkeğin anladığı samimiyet

kadının anladığı aidiyet bir evlilik sahnesine

ağır geliyor havası bir soluklanıp söze başlıyor :

hey sözde sevenler !

ne de güzel gider ikisi birlikte samimiyet ve aidiyet

nedir kendinize kapandığınız taç yapraklarınız

ki hayat zor ve aldatıcı

düşmeyin hele bir aslanın yediği yavrusunu seyreden ceylanın durumuna

dar buralar bana, iyi gelmez böyle havalar narin ciğerlerime..

erkek sorar:

peki o değil midir samimiyet ki bütün bir varoluşu büyüleyen

hesabsız sevmelerin egemenliğinde olmaz mı ilkbahar manzaraları

kendiliğindenliğimizin o narin çiçeğinde?

kadın atılır :

ama neyin garantisi var bu dünyada

yarı yolunda bahsettiğin cennetin yitip gitmek de var

geride gönül kırıklarından bir deniz

avuçlarımız kan..

bay Dondante bu esnada çoktan sahneyi terk eylemiş bulunmaktadır

bu anının hangi diyarlardan gelip de hatırını sorduğunu anlamaya çalışmaktadır

yüzlerce yıllık bir grinin içinde yürümektedir

adımları enerjik elleri ceplerinin içinde üşümekte

bütün bu olup biten ya şaka olmalı ya da kötü bir rüya, aklımın tutulup kalması ip atlayan bir çocukta, ayakkabılarımı bağlamayı bir türlü hatırlayamayaşım, her alış verişden dönüşte evi unutmalarım, hem bilen var mı askerde geçirdiğim koskoca bir yıl boyunca neler olup bittiğini, ben bilmiyorum, anlama yetimin istemimle bu denli sarmaş dolaş oluşu, hakkımda anlatılan birşeyi ilk duyuşumda olayda sözkonusu olan kişinin ben olduğunu bir türlü kavrayamayaşım, büyük bir ayıp ve yenilgi sayışım bir başkasının benden sıkılmasını, neden, bu kadar aciz bir iletişim, iletişsiz ve ufku dar bir iletişim bizim yaşadığımız, neden insan hayatı bunca yazılmış çizilmiş bestelenmiş filme alınmış acılar yaşanmış çok bir birikimle bile halen değersiz ?

aylardan güzel bir ankara sonbaharı ama eskilerinden

çift zihninin arkaplanında karşılıklı menfaate dayanan bir barışma sahnesi yaşamakta

bir çiçekçinin önünde anımsamakta bir takım güzel hatıralarını bay Dondante

güller manolyalar sümbüller hanımeli hanımeli hanımeli

peki söyleyin bana masum mudur bay Dondante ..

uzak diyarlardan yazıyor Bay Dondante..

Yayınlandı: Şubat 23, 2007 / Dondante

selam stop on veya yirmi yıl geri dönmeyebilirim stop çiçeklerimi sulayın stop çocuğumun adını ne koydunuz stop dünyanın bu bölgesinde insanlar halen ağaçlarda yaşıyorlar stop buralarda bana dondante ismini taktılar stop isimlerinizi zor hatırlar oldum bu sıralar stop insanların sosyalliklerini yaşadıkları ağaçlarda yeni bir güne uyanmak bambaşka bir duygu stop yaşayan her insan bu rengi tatmalı stop orhan pamuk pamuk helvasını bitirdi mi stop köpeklerin isimlerini onlara siz vermemelisiniz stop nane yaprağı gün boyunca çiğnenince bir başka oluyor akşamlar stop kapıları açık tutun stop artık korkmaktan vazgeçin stop

sizlerin stop bay stop dondante stop

not stop pişt stop naber sabiha stop

_ ama ben samimi bir insanım, bir tutkudan çok bilgelik bulurum kehribarda, yaşantımı kontrolüm altında olduğunda daha çok seviyorum …

__dişlerimi fırçalamadan yatmam, bir şişe votka bitirmeden kalkmam …

___başladığım her işi yarım bırakırım ben …

____sevgimi unutamam bir türlü, bu yüzden kafam dağınıktır çoğu …

_____sorularına bir türlü cevap bulamayan bir çift göz olur karşımda günün hemen her saati …

______sorarak cevaplarım, öyle öğrenirim …

_______benim gibiler için kullanılan bir çok sıfat var biliyorum, ama bu gerçeği değiştirmez, bizim var olduğumuz gerçeğini …

________ve birgün birşeylerin değişeceğine inancım var …

_________anlamın aynı kaybolduğu gibi aniden geri döneceğine inanıyorum ben …

__________ sizlerin de inanmanızı dilerdim …

… ever biliyorum ve onun için söylüyorum, bazen de bilmezlikten geliyorum, veyahut bilsem de söylemiyorum, hangisini tercih ederdiniz?

? bakın eğer benimle dalga geçmekse niyetiniz bunu açıktan da yapabilirsiniz, ancak kabalaşmayalım lütfen..

… söylediklerimden bu kadar tuhaf manalar üretenler olmuştu ama inanın hiçbiri bu kadar empati yoksunu değildi..

? tamam belki de yanlış anladım sizi, fakat aramızdaki konuşma hiçbirşekildehiçbiryere varmıyor ve benim kafam karışıyor ve kafam karışınca sinirli bir insan oluyorum çoğu..

… boyutlar var hanımefendi benim size anlatmak istediğim ama görülüyor ki bunu beceremediğim, oldukça doğrudan, sıradan ben bir insanım aslında..

? inanın bu diyaloğun böyle bir boyut kazanması gerekmiyor..

… nereye bilet almak istiyorsunuz söyleyin artık bakalım demek istiyorsunuz yani..

? bir bakıma..

… işte benim de tüm demek istediğim şu ki benim için nereye olduğu fark etmiyor, siz seçin diyorum, bir türlü anlamak istemiyorsunuz..

? daha fazla ısrar ederseniz güvenlik görevlilerini çağırmak zorunda kalacağım..

… işte bu söylediğiniz de kendi cümleniz değil, diğerleri gibi filmlerden alınma sanki..

? varsayalım öyle, peki bu sizi neden ilgilendiriyor bir türlü anlamıyorum..

… siz çoktan hayatıma dahil oldunuz bayan, farkında değil misiniz ?

? peki bundan sonra siz ve ben diye birşey var diyelim, ne yapacağız şimdi biz ?

… biz diye birşey yok hanımefendi, ben varım ama sizin varlığınızdan pek emin değilim..

? anlıyorum..

… …

? …

… …

? …

… sanırım bir açıklamayı hakediyorsunuz, ben müslümanım..

? önemli değil beyefendi birazdan arkadaşlar sizinle ilgilenmek için burada olacaklar..

… bak işte yine yanlış anlaşıldım..

? yoo hayır hayır ben sizi çok iyi anlıyorum, daha sonra vaktimiz olduğunda görüşür konuşuruz ancak üstünüz başınız kan içinde ve çok soluk görünüyorsunuz

… öyle görünüyorum di mi ?…