‘Alberto Moravia’ Kategorisi için Arşiv

”     Yemekten sonra Emilia kalktı, dinlenmek istediğini söyleyerek çıktı. Yalnız kalınca bir süre hareketsiz durarak pencerelerden ufkun ışıklı ve net çizgisini; denizin laciverdinin göğün mavisine karıştığı noktayı seyrettim. Küçük, kara bir gemi, tel üzerinde yürüyen bir sinek misali bu çizgi üzerinde ilerliyordu; ben de bilmem neden, anlamsızca o anda, o gemide olup bitenleri düşünüyordum: Pirinçleri cilalayan, güverteyi yıkayan denizciler, kumanya ambarında tabakları durulayan aşcı, belki hala sofrada olan kaptanlar, makine dairesinde kazanlara kürek küre kömür atan yarı çıplak makinistler geçiyordu aklımdan. Küçük bir gemiydi ve benim gibi uzaktan biri için küçük, kara bir noktadan başka bir şey değildi ama yakından bakınca içi pek çok insan ve insani yazgıyla dolu koca bir şeydi. Karşılık olarak onların da gemiden Capri Adası’nı seyrederken, bakışlarını ister istemez kıyıdaki beyaz bir noktaya diktiklerini, o beyaz noktanın bir villa olduğundan, içinde benim ve Emilia’nın bulunduğundan, birbirimizi sevmediğimizden, Emilia’nın beni küçümsediğinden, benim onun aşkını ve güvenini yeniden nasıl kazanabileceğimi bilemediğimden kuşku duymadıklarını düşünüyordum. ”

                             Alberto Moravia’nın “Küçümseme”‘sinden…

 

         Sonsuzlukta dönüşüp duran rengarenk girdaplar arasında bir kadının tiz kahakahaları cennete de delalet olabilir cehenneme de. Erkeğin çaresizliği her daim soyut düşünceye bir miktar uzak kamış olmasıdır, asla duyguların dünyasına konsantre olamamanın yorgunluğudur mahzun kaderi. Kadın ise farkında olamamanın yalnızlığına mahkumdur değişip de eskimiş kimi kültür skeçlerinin, özyarısından epey bir ayrı düşmüştür de bocalamanın verdiği hüznün denizlerinde bir başına, tek kürek bir sandalda…

Reklamlar