anlatmayı beceremeyeceğim şekilde zorlanıyorum artık yazarken, bu becerememe durumudur zaten bu diyarlarda hüküm süren. kırık dökük mizansenler algımı saptırıyor, tuhaf bir çöküş belki de bu, fazla acıtmıyor ama, gereksiz mücadelelerle örüyorum etrafımı…
soğukkanlılığı elden bırakmamak lazım derler bir de bazıları, hipovolemideyim..
anlayabilme yeteneğim de pek tabii tıkanıklıklar dolayısı ile en alt düzeyde. imkan, haaa, neeee, imkan diyorum imkan, oooo, tamam, oldu, peki.
yalıtılmışlığın içinden titreşen boğuk ses çağırıyor uykularımdan da pek yüz vermiyorum. kime kızabilirsin tüm bu olanlar için, var mı bir sorumlu, yok, e o zaman daha ne, ne, başlangıç olarak şampanya yerine ayran ozman, mecburen, evet.
unutma sancısı ?
gravitasyon ağırlaştırıyor iyice her şeyi..
hüseyin kıran da diyor ki:
“neden ayaklarım oluyor hep gitmek istediğim zaman…”